Temmuz, 2006 için Arşiv

Yegnigv biy meyndil alagbilivmiym shhh?

Temmuz 28, 2006

Amerika’ya donmeden su dislerime bir baktirayim da orada binlerce dolar kaptirmayayim dedim, annemin discisine gittim. Aslinda hicbir agri-sizim ya da sikayetim de yoktu. 25 yasina dek sadece tek bir dolgum vardi agzimda ve bununla gurur duyuyordum ama artik o gunler mazide kaldi. Gecen carsamba gunku gorusmemizde doktor hanim 7 dolgu mujdesi verdi ama aciklayayim; simdi bu doktorun curuk dedigi seyler kucuk bir nokta gibi sadece ama dedigine gore ampul curukmus bunlar yani girisleri ufak ama disin icinde ferah 3 oda bi salon havasi yaratanlardan. Simdi bunlardan 5i ampul curukmus, diger biri benim eski yadigar gumus dolgum. Onu cikaricak yerine yenisini yapicakmis, neymis onun zamani gecmismis. Halbuki gumus bu, parlat gene kullan ne var yani. Bir de onun yanindakinde de curuk olabilirmis golgesi gozukuyormus. Golgesi gozukuyor ne demek anlamadim pek ama ha 6 olmus, ha 7 dedim kafa salladim.

Dis rontgenimi cektiler 360 derecelik, matrix film cekimleri gibi. Rontgeni cekerken ceneni suraya daya sonra da dilini tum dislerini kaplayacak sekilde hafifce isir ve disari cikar diyorlar, tam oturdugunuz yerin karsisina da ayna koymuslar ki hasta gorebilsin dili disarida ne kadar sebek olabildigini.

Bugun tekrar gittim, sordum kac tanesini bugun yapicaz diye

-E sen yorulana dek yapariz iste

Bak seen, bir de gaza getiriyor aklinca dedim icimden, yani o kadar cok kaziyip dolgu yapicam ki artik yorulucan dur yapma yeter diye bagircaksina getiriyor lafi, ben tam “gerektiginde 10 kaplan gucunde olabilirim, ben yorulmam” diyecekken agzima salya emiciyi dayadi.

Doktor hanim tam bir takim calismasi yaparak bu salya emicinin tum kontrolunu bana verdi operasyon sirasinda. Bu salya emici ucunda hortum bulunan bir alet, bu hortumdan vakumlu hava ile salyamizi emiyor, salya emmesinin sebebi de dolgu yapilacak yerin kuru olmasi gerekliymis yoksa tutmazmis bu dolgu. Emdikleri o kadar salya nereye gidiyor, bunlarla ne yapiliyor merak ettim ama soramadim.

Salya emicinin yaninda bir de su puskurten bir cihaz var onu da seviyorum ben (sakin emdigi salyayi geri puskurtuyor olmasin), sevmediklerim ise her turlu doner bicakli olanlari. Hele biri tam iskence makinasi, yavas yavas donuyor tirtiklarini bile hissediyorsunuz artik. Bir tane de garip lazer gibi bir alet var koca baslikli, isikli cafcafli birsey, tam dolguyu yapmadan once kullaniyor onu, uzerindeki isigi sonene dek dise dayali bekletiyor. Ben ona “partikul hizlandiricili hidrojen tabancasi” adini verdim, islevini bilmesem bile sadece gorunumu ile bu ismi hakediyor bence.

Neyse ben hep dolgu yapilirken ellerimle koltuk dayama yerlerine siki sikiya tutunacagimi hayal etmistim ama boyle olunca bir elimde salya emici diger elimde tukuruk temizleme mendilimle kalakaldim. O zavalli mendilde o kadar islandi ki civik civik oldu, doktor hanimda halden anlar yeni bir mendil kendi teklif eder diye bekliyorum ama o anda cingeneligi tuttu heralde. O sirada yeni bir mendil istedim ama uyusturucunun da etkisiyle sanirim bunu “Quasimodo‘in ‘bana su verdi” aksaniyla soyledim;

-Yegnigv biy meyndil alagbilivmiym shhh

Bu agzin uyusmasi cok garip bir his, insanin psikolojisini bile degistiriyor. Mesela bende bu sefer uyusturucuyu fazla kacirdiklari icin alt dudagimda uyustu, hem de ne uyusma… Ben uyusturucunun etkisi gecene dek kendimi bu afrikali seksi dudakli kadin gibi hissettim, eve donerken etrafa dolgun dudaklarimla hava attim. Doktor hanim uyardi dudagin uyustu sakin isirma hissetmezsin diye (toparlayamiyorum ki isirabileyim) Bir de ne kadar uyustuguna ornek vermek icin “kessem hissetmezsin” dedi yuzunde garip bir gulumseme ile (“bak elimdesin istesem keserim ruhun duymaz ama buyukluk bende kalsin gulumsemesi” adini koydum ben bu gulumsemeye)

Aslinda bu discide cani yanmiyor insanin ama siniri feci bozuluyor, o bir saat icinde en kotu an doktor hanim elinde o doner baslikli aletle dislerimi oyarken agzimdan firlayan kucucuk dis parcalarini gorup yanik kokusunu duydugum andi. Iste o an kendi kendime Mert bunlari dusunme aklina guzel seyler getir, yedigin onca tatli ve dondurmayi dusun dediysem de ise yaramadi. Bir de dislerime haksizlik etmis gibi hissettim, sonucta bir agri ya da sizi yaptiklari yoktu ama ben gene de onlari ispiyonlayip disciye geldim. Neyse sonuc olarak 4u bitti 3u de haftaya kaldi artik.

Kategori: kisisel_

Yegnigv biy meyndil alagbilivmiym shhh?

Temmuz 28, 2006

Amerika’ya donmeden su dislerime bir baktirayim da orada binlerce dolar kaptirmayayim dedim, annemin discisine gittim. Aslinda hicbir agri-sizim ya da sikayetim de yoktu. 25 yasina dek sadece tek bir dolgum vardi agzimda ve bununla gurur duyuyordum ama artik o gunler mazide kaldi. Gecen carsamba gunku gorusmemizde doktor hanim 7 dolgu mujdesi verdi ama aciklayayim; simdi bu doktorun curuk dedigi seyler kucuk bir nokta gibi sadece ama dedigine gore ampul curukmus bunlar yani girisleri ufak ama disin icinde ferah 3 oda bi salon havasi yaratanlardan. Simdi bunlardan 5i ampul curukmus, diger biri benim eski yadigar gumus dolgum. Onu cikaricak yerine yenisini yapicakmis, neymis onun zamani gecmismis. Halbuki gumus bu, parlat gene kullan ne var yani. Bir de onun yanindakinde de curuk olabilirmis golgesi gozukuyormus. Golgesi gozukuyor ne demek anlamadim pek ama ha 6 olmus, ha 7 dedim kafa salladim.

Dis rontgenimi cektiler 360 derecelik, matrix film cekimleri gibi. Rontgeni cekerken ceneni suraya daya sonra da dilini tum dislerini kaplayacak sekilde hafifce isir ve disari cikar diyorlar, tam oturdugunuz yerin karsisina da ayna koymuslar ki hasta gorebilsin dili disarida ne kadar sebek olabildigini.

Bugun tekrar gittim, sordum kac tanesini bugun yapicaz diye

-E sen yorulana dek yapariz iste

Bak seen, bir de gaza getiriyor aklinca dedim icimden, yani o kadar cok kaziyip dolgu yapicam ki artik yorulucan dur yapma yeter diye bagircaksina getiriyor lafi, ben tam “gerektiginde 10 kaplan gucunde olabilirim, ben yorulmam” diyecekken agzima salya emiciyi dayadi.

Doktor hanim tam bir takim calismasi yaparak bu salya emicinin tum kontrolunu bana verdi operasyon sirasinda. Bu salya emici ucunda hortum bulunan bir alet, bu hortumdan vakumlu hava ile salyamizi emiyor, salya emmesinin sebebi de dolgu yapilacak yerin kuru olmasi gerekliymis yoksa tutmazmis bu dolgu. Emdikleri o kadar salya nereye gidiyor, bunlarla ne yapiliyor merak ettim ama soramadim.

Salya emicinin yaninda bir de su puskurten bir cihaz var onu da seviyorum ben (sakin emdigi salyayi geri puskurtuyor olmasin), sevmediklerim ise her turlu doner bicakli olanlari. Hele biri tam iskence makinasi, yavas yavas donuyor tirtiklarini bile hissediyorsunuz artik. Bir tane de garip lazer gibi bir alet var koca baslikli, isikli cafcafli birsey, tam dolguyu yapmadan once kullaniyor onu, uzerindeki isigi sonene dek dise dayali bekletiyor. Ben ona “partikul hizlandiricili hidrojen tabancasi” adini verdim, islevini bilmesem bile sadece gorunumu ile bu ismi hakediyor bence.

Neyse ben hep dolgu yapilirken ellerimle koltuk dayama yerlerine siki sikiya tutunacagimi hayal etmistim ama boyle olunca bir elimde salya emici diger elimde tukuruk temizleme mendilimle kalakaldim. O zavalli mendilde o kadar islandi ki civik civik oldu, doktor hanimda halden anlar yeni bir mendil kendi teklif eder diye bekliyorum ama o anda cingeneligi tuttu heralde. O sirada yeni bir mendil istedim ama uyusturucunun da etkisiyle sanirim bunu “Quasimodo‘in ‘bana su verdi” aksaniyla soyledim;

-Yegnigv biy meyndil alagbilivmiym shhh

Bu agzin uyusmasi cok garip bir his, insanin psikolojisini bile degistiriyor. Mesela bende bu sefer uyusturucuyu fazla kacirdiklari icin alt dudagimda uyustu, hem de ne uyusma… Ben uyusturucunun etkisi gecene dek kendimi bu afrikali seksi dudakli kadin gibi hissettim, eve donerken etrafa dolgun dudaklarimla hava attim. Doktor hanim uyardi dudagin uyustu sakin isirma hissetmezsin diye (toparlayamiyorum ki isirabileyim) Bir de ne kadar uyustuguna ornek vermek icin “kessem hissetmezsin” dedi yuzunde garip bir gulumseme ile (“bak elimdesin istesem keserim ruhun duymaz ama buyukluk bende kalsin gulumsemesi” adini koydum ben bu gulumsemeye)

Aslinda bu discide cani yanmiyor insanin ama siniri feci bozuluyor, o bir saat icinde en kotu an doktor hanim elinde o doner baslikli aletle dislerimi oyarken agzimdan firlayan kucucuk dis parcalarini gorup yanik kokusunu duydugum andi. Iste o an kendi kendime Mert bunlari dusunme aklina guzel seyler getir, yedigin onca tatli ve dondurmayi dusun dediysem de ise yaramadi. Bir de dislerime haksizlik etmis gibi hissettim, sonucta bir agri ya da sizi yaptiklari yoktu ama ben gene de onlari ispiyonlayip disciye geldim. Neyse sonuc olarak 4u bitti 3u de haftaya kaldi artik.

Kategori: kisisel_

Firsata bak

Temmuz 26, 2006


Israil’e silah satan, Hizbullah’a da 3.partiler araciligi ile silah satan bir devletin bunu firsat bilmemesine sasardim zaten.

Kategori: genel_

Firsata bak

Temmuz 26, 2006


Israil’e silah satan, Hizbullah’a da 3.partiler araciligi ile silah satan bir devletin bunu firsat bilmemesine sasardim zaten.

Kategori: genel_

Dun

Temmuz 25, 2006

dun cok buyudum ben
detaylari ayikladim once
cekmeceme kaldirdim
kapadim gozlerimi
bekledim sonra
sarkilar gotursun diye

Kategori: kisisel_

Dun

Temmuz 25, 2006

dun cok buyudum ben
detaylari ayikladim once
cekmeceme kaldirdim
kapadim gozlerimi
bekledim sonra
sarkilar gotursun diye

Kategori: kisisel_

Danisman Internet – 2

Temmuz 23, 2006

Bilginin Raporlanmasi: Ben hatirliyorum universite yillarindayken yildizda kutuphanede oturuyordum, karsimdaki masada hoslandigim kiz oturuyordu, kizin calistigi ders kitabinin adini gormustum bir de bir arkadasi ona seslenirken adini duymustum. Aksam eve gidince sadece bu iki bilgiden kizin okudugu bolumu, yasini, lisesini, babasinin adini, oss puanini, ders programini, girdigi derslerin oda numaralari (boylece onunla “tesadufen” koridorda karsilasabilecektim) bir iki resmini ve hatta telefon numarasini iceren bir rapor cikarmistim internet uzerinden. Tabi ki bununla ovunuyordum ve internette guzel bir arastirma yapmanin gercekten bir sanat oldugunu dusunuyordum. Tabi bu kadar azimli ve basarili olmamin sebeplerinden biri de 4 sene boyunca sinifimizda sadece 3 kiz bulunmasiydi bunu da inkar edemem. (sonucta birsey olmadi ben cesaret edip tanisamadim bile ama gene de cabami takdir edersiniz sanirim) Bu tabi ki “bilginin raporlanmasi” adina komik bir ornek ama baska anlamli ornekleri de var;

Eger internetten alisveris yaptiysaniz internetten alisverisin gercek hayata gore en buyuk avantaji nedir? Bence ayni anda birkac yerdeki fiyatlari aninda karsilastirabilip kendimize en uygun alternatifi secebilmektir. Bir Ipod alicaksam once Ebay‘e bakarim sonra Shopping.com‘u acarim, sonra froogle‘a bakarim bazen o da yetmez duz google aramasi yaparim. Neden bu kadar ugras? En optimum alternatifi bulmak icin ama bazen dusunuyorum da kaybettigim zamanin da bir fiyati yok mu? Peki neden surekli guncellenen alisveris raporu sunulmuyor onume? Sizce Google’da arama olarak “ipod” yazildiginda kac kisi Ipod’un ozelliklerini merak ettigi icin yaziyor ve kac kisi Ipod satin almak/fiyat arastirmasi yapmak icin yaziyor? Peki ben bir tek Ipod alirken bunu yapmiyorum, diger bircok alisverisimde de ayni seyleri “tekrar” ediyorum. Burada “tekrar” kelimesi cok onemlidir cunku tekrar edilen herseyde bir gelistirme mumkundur. Nasil olmali peki? Onceki bolumde anlattigim gibi “ayak izlerimi” takip eden benim icin kisisellestirilmis arama motorum benim bir iki yaptigim arastirmadan sonra demeli ki;

- demek ki bu kulanici bu tur elektronik esya alirken boyle arastirma yapiyor, bu sitelerden bilgi topluyor. E o zaman bende bu “aliskanligini” bildigim icin bir daha ki sefere ipod yazdigimda bu sitelerden fiyatlarini otomatik olarak kendim cekeyim sonra bunlari duzenli bir rapor seklinde sunayim kullanicima.

Abarttigimi mi dusunuyorsunuz? Baska bir ornek vereyim; ben google’a girip “ucak istanbul” yazdigimda ne istiyorum sizce? Istanbula gidecek ucaklardan birine yer ayirtmak, bilet almak istiyorum buyuk ihtimalle degil mi? Peki kisisellestirilmis arama motorum ne yapabilir? Ilk olarak girdigim IP’den baglandigim bolgeyi, ili bulabilir sonra kendi basina bu ilin cevresindeki havalimanini bulur sonra Turkiye’de bu ile servis yapan havalimani sirketlerini bulabilir sonra bunlarin herbirinin veritabanindan onumuzdeki bir hafta icinde istanbula kaldirdiklari ucaklardaki seferleri ve bos yer durumunu ve fiyatlarini bana rapor olarak sunabilir. Simdi daha da abarttigimi dusunuyorsunuz degil mi? O zaman tek soru sorucam; su anda bu yapilamaz mi saniyorsunuz? Peki boyle bir seyi yapan kisisellestirilmis bir arama motorunuz oldugunu dusunun, bu andan sonra baska arama motorunun yuzune bakar miydiniz?

Sanat toplum icindir ve toplumun sanata katkisi: Ben hala cogu zaman Google’dan istedigim bilgiyi “sokerek” aliyorum ve bana gore Google’dan guzel bir arastirma yapmak bir tur sanat. Google’dan istedigimiz bilgiyi bulabilmek icin ileri duzeyde bir kullanici olmamiz, bir “sanatci” olmamiz gereklidir. Bunun icin onun dilinde konusmali, tecrubemizden faydalanmaliyiz. Peki neden boyle olmak zorunda? Neden ayni dili konusmuyoruz hala? Neden ben bazen kelimeler arasina + koymak zorundayim ya da neden tirnak icine almak zorundayim bazen? Neden sadece sanatcilar bu guzel nimetten faydalanabiliyor da toplum limitli faydalanabiliyor? Sanati topluma yaymanin vakti gelmedi mi? Eger sitenizde bir sayac varsa ve eger detayli bilgiler verebiliyorsa sitenize hangi arama motorundan hangi kelimeleri aratarak geldiklerini gorebilirsiniz ziyaretcilerinizin ve bazen gercekten cok komik aramalar sonucu sitenize ulastiklarini gorursunuz. Iste bu kullanicilara guleriz ama aslinda bunun “Google’in bir ayibi” oldugunu, o insanlar yanlis yonlendirildikleri icin sizin sitenize ugradiklarini dusundunuz mu hic? Mesela simdi sirf ben Gamze Ozcelik kelimelerini kullandigim icin baska amacla siteme gelecek bir suru ziyaretci olacaktir. Peki bunu nasil degistirebiliriz? Kullanicinin dilini anlayarak, onlara bilgisayar dilini dayatmayarak.

Bu nasil yapilabilir? Size ipod dedigimde akliniza ilk ne geliyor? Benim beyaz mp3 calan resim gosterebilen kimi video oynatabilen yumusak hatli yuvarlak dugmeli metalik avucici bir elektronik alet aklima geliyor, peki sizce arama motorunun aklina ne geliyor? I,P,O ve D kelimeleri sadece. Peki kelimelere nasil anlam katabiliriz, onlari nasil bilgisayarlara anlatabiliriz? Tipki kendi beynimizin anladigi gibi; birisi ipod diye bir arama yaptiginda arama motoru buldugu sayfalarda ipod kelimesini yakaliyor ve listeliyor, peki ya arama motoru bu buldugu sayfalarda ipod disinda tekrar eden diger kelimelere baksa (mesela 30gb, 60gb, white, black, video, mp3, photo apple gibi) ve bunlari ipod kelimesine tag olarak eklese. O zaman i, p, o ve d harfleri yanyana yazilip aratildiginda arama motoru ilk olarak icinde ipod kelimesi gecen sayfalari listeler sonra taglerine bakar ve hangi sayfalarda bu taglerin ne kadar kullanildigina bakar ve buna gore en fazla kullanilan ve en “anlamli” bulduklarini en ust sirada gosterebilir. Bunun disinda bu taglerde kendi baslarina birer kelime ve her kelimenin de kendine ait kendisini tanimlayan diger kelime ogeleri var. Iste tum bunlar bir araya geldiginde bir tanimlama yapay zekasi olusturulabilir ve su andaki sadece kelime tabanli aramadan kurtulanabilir.

Peki bu kadar algoritmanin, kelimeler arasi eslestirmenin bir kac programci tarafindan yapilmasi mumkun mudur? Yeni kelimeleri kim ekliyecek? Iste burada cogunlugun, toplumun yani arama yaptiran tum internet kullanicilarini kullanmaya baslamali arama motoru. Mesela ben eger “bilgisayar masasi” diye bir arama yapiyorsam bu arama motoru icin bir geri beslemedir aslinda, demeli ki “demek ki bilgisayar ve masa arasinda bir baglanti olmali”. Kac kisi “bilgisayar muzu” diye bir arama yapar? Benim bugune dek oyle bir arama yapan arkadasim olmadi ve cok az kisinin yapacagini tahmin ediyorum o sebeple arama motoru da bilgisayar ile muz arasinda bir baglanti kurmayacaktir. Iste bu sekilde gunde milyarlarca arama yapildigini dusunurseniz cok hizli bir bicimde kelimeler arasi baglantinin kurulabilecegini tahmin ediyorum ve bu da “toplumun sanata katkisi” oluyor.

Son olarak Web 2.0 nin yenilikci anlayisi olan “gucun kullanicilara verilmesi” saglanmalidir. Mesela bir arama yaptiginizda cikan sonuclara puan verilmesi olabilir. Bir cok kullanicidan yuksek puan alan sayfalarin siralamasi da yukseltilebilir ya da bulunduklari alanlar guvenilir kaynak olarak isaretlenebilir. Bunun disinda kullanicilar da cikan sonuclara kendileri tag verebilirler. Sosyal favoriler (social bookmarking) sistemi de arama motorlari tarafindan kullanilabilir, mesela cok sik favorilere eklenen siteler siralamada yukseltilebilir.

Evet umarim internetin gelecegine karsi ongordugum bu kavramlarin hepsi olmasa bile en azindan bir kaci hayat bulur yakinda. Bu yazi genelde arama motorlari hakkinda olsa da asil onemli olan kullanicinin isteklerini “onlar” soylemeden anlayabilmek, kullanici ile ayni dili konusmak, kullaniciya “danismanlik” edebilmek ve gucu kullanicinin ellerine verme kavramlaridir ve bu kavramlarin hepsi bir sekilde herhangi bir internet sayfasinda da uygulanabilir kanimca.

Kategori: internet_

Danisman Internet – 2

Temmuz 23, 2006

Bilginin Raporlanmasi: Ben hatirliyorum universite yillarindayken yildizda kutuphanede oturuyordum, karsimdaki masada hoslandigim kiz oturuyordu, kizin calistigi ders kitabinin adini gormustum bir de bir arkadasi ona seslenirken adini duymustum. Aksam eve gidince sadece bu iki bilgiden kizin okudugu bolumu, yasini, lisesini, babasinin adini, oss puanini, ders programini, girdigi derslerin oda numaralari (boylece onunla “tesadufen” koridorda karsilasabilecektim) bir iki resmini ve hatta telefon numarasini iceren bir rapor cikarmistim internet uzerinden. Tabi ki bununla ovunuyordum ve internette guzel bir arastirma yapmanin gercekten bir sanat oldugunu dusunuyordum. Tabi bu kadar azimli ve basarili olmamin sebeplerinden biri de 4 sene boyunca sinifimizda sadece 3 kiz bulunmasiydi bunu da inkar edemem. (sonucta birsey olmadi ben cesaret edip tanisamadim bile ama gene de cabami takdir edersiniz sanirim) Bu tabi ki “bilginin raporlanmasi” adina komik bir ornek ama baska anlamli ornekleri de var;

Eger internetten alisveris yaptiysaniz internetten alisverisin gercek hayata gore en buyuk avantaji nedir? Bence ayni anda birkac yerdeki fiyatlari aninda karsilastirabilip kendimize en uygun alternatifi secebilmektir. Bir Ipod alicaksam once Ebay‘e bakarim sonra Shopping.com‘u acarim, sonra froogle‘a bakarim bazen o da yetmez duz google aramasi yaparim. Neden bu kadar ugras? En optimum alternatifi bulmak icin ama bazen dusunuyorum da kaybettigim zamanin da bir fiyati yok mu? Peki neden surekli guncellenen alisveris raporu sunulmuyor onume? Sizce Google’da arama olarak “ipod” yazildiginda kac kisi Ipod’un ozelliklerini merak ettigi icin yaziyor ve kac kisi Ipod satin almak/fiyat arastirmasi yapmak icin yaziyor? Peki ben bir tek Ipod alirken bunu yapmiyorum, diger bircok alisverisimde de ayni seyleri “tekrar” ediyorum. Burada “tekrar” kelimesi cok onemlidir cunku tekrar edilen herseyde bir gelistirme mumkundur. Nasil olmali peki? Onceki bolumde anlattigim gibi “ayak izlerimi” takip eden benim icin kisisellestirilmis arama motorum benim bir iki yaptigim arastirmadan sonra demeli ki;

- demek ki bu kulanici bu tur elektronik esya alirken boyle arastirma yapiyor, bu sitelerden bilgi topluyor. E o zaman bende bu “aliskanligini” bildigim icin bir daha ki sefere ipod yazdigimda bu sitelerden fiyatlarini otomatik olarak kendim cekeyim sonra bunlari duzenli bir rapor seklinde sunayim kullanicima.

Abarttigimi mi dusunuyorsunuz? Baska bir ornek vereyim; ben google’a girip “ucak istanbul” yazdigimda ne istiyorum sizce? Istanbula gidecek ucaklardan birine yer ayirtmak, bilet almak istiyorum buyuk ihtimalle degil mi? Peki kisisellestirilmis arama motorum ne yapabilir? Ilk olarak girdigim IP’den baglandigim bolgeyi, ili bulabilir sonra kendi basina bu ilin cevresindeki havalimanini bulur sonra Turkiye’de bu ile servis yapan havalimani sirketlerini bulabilir sonra bunlarin herbirinin veritabanindan onumuzdeki bir hafta icinde istanbula kaldirdiklari ucaklardaki seferleri ve bos yer durumunu ve fiyatlarini bana rapor olarak sunabilir. Simdi daha da abarttigimi dusunuyorsunuz degil mi? O zaman tek soru sorucam; su anda bu yapilamaz mi saniyorsunuz? Peki boyle bir seyi yapan kisisellestirilmis bir arama motorunuz oldugunu dusunun, bu andan sonra baska arama motorunun yuzune bakar miydiniz?

Sanat toplum icindir ve toplumun sanata katkisi: Ben hala cogu zaman Google’dan istedigim bilgiyi “sokerek” aliyorum ve bana gore Google’dan guzel bir arastirma yapmak bir tur sanat. Google’dan istedigimiz bilgiyi bulabilmek icin ileri duzeyde bir kullanici olmamiz, bir “sanatci” olmamiz gereklidir. Bunun icin onun dilinde konusmali, tecrubemizden faydalanmaliyiz. Peki neden boyle olmak zorunda? Neden ayni dili konusmuyoruz hala? Neden ben bazen kelimeler arasina + koymak zorundayim ya da neden tirnak icine almak zorundayim bazen? Neden sadece sanatcilar bu guzel nimetten faydalanabiliyor da toplum limitli faydalanabiliyor? Sanati topluma yaymanin vakti gelmedi mi? Eger sitenizde bir sayac varsa ve eger detayli bilgiler verebiliyorsa sitenize hangi arama motorundan hangi kelimeleri aratarak geldiklerini gorebilirsiniz ziyaretcilerinizin ve bazen gercekten cok komik aramalar sonucu sitenize ulastiklarini gorursunuz. Iste bu kullanicilara guleriz ama aslinda bunun “Google’in bir ayibi” oldugunu, o insanlar yanlis yonlendirildikleri icin sizin sitenize ugradiklarini dusundunuz mu hic? Mesela simdi sirf ben Gamze Ozcelik kelimelerini kullandigim icin baska amacla siteme gelecek bir suru ziyaretci olacaktir. Peki bunu nasil degistirebiliriz? Kullanicinin dilini anlayarak, onlara bilgisayar dilini dayatmayarak.

Bu nasil yapilabilir? Size ipod dedigimde akliniza ilk ne geliyor? Benim beyaz mp3 calan resim gosterebilen kimi video oynatabilen yumusak hatli yuvarlak dugmeli metalik avucici bir elektronik alet aklima geliyor, peki sizce arama motorunun aklina ne geliyor? I,P,O ve D kelimeleri sadece. Peki kelimelere nasil anlam katabiliriz, onlari nasil bilgisayarlara anlatabiliriz? Tipki kendi beynimizin anladigi gibi; birisi ipod diye bir arama yaptiginda arama motoru buldugu sayfalarda ipod kelimesini yakaliyor ve listeliyor, peki ya arama motoru bu buldugu sayfalarda ipod disinda tekrar eden diger kelimelere baksa (mesela 30gb, 60gb, white, black, video, mp3, photo apple gibi) ve bunlari ipod kelimesine tag olarak eklese. O zaman i, p, o ve d harfleri yanyana yazilip aratildiginda arama motoru ilk olarak icinde ipod kelimesi gecen sayfalari listeler sonra taglerine bakar ve hangi sayfalarda bu taglerin ne kadar kullanildigina bakar ve buna gore en fazla kullanilan ve en “anlamli” bulduklarini en ust sirada gosterebilir. Bunun disinda bu taglerde kendi baslarina birer kelime ve her kelimenin de kendine ait kendisini tanimlayan diger kelime ogeleri var. Iste tum bunlar bir araya geldiginde bir tanimlama yapay zekasi olusturulabilir ve su andaki sadece kelime tabanli aramadan kurtulanabilir.

Peki bu kadar algoritmanin, kelimeler arasi eslestirmenin bir kac programci tarafindan yapilmasi mumkun mudur? Yeni kelimeleri kim ekliyecek? Iste burada cogunlugun, toplumun yani arama yaptiran tum internet kullanicilarini kullanmaya baslamali arama motoru. Mesela ben eger “bilgisayar masasi” diye bir arama yapiyorsam bu arama motoru icin bir geri beslemedir aslinda, demeli ki “demek ki bilgisayar ve masa arasinda bir baglanti olmali”. Kac kisi “bilgisayar muzu” diye bir arama yapar? Benim bugune dek oyle bir arama yapan arkadasim olmadi ve cok az kisinin yapacagini tahmin ediyorum o sebeple arama motoru da bilgisayar ile muz arasinda bir baglanti kurmayacaktir. Iste bu sekilde gunde milyarlarca arama yapildigini dusunurseniz cok hizli bir bicimde kelimeler arasi baglantinin kurulabilecegini tahmin ediyorum ve bu da “toplumun sanata katkisi” oluyor.

Son olarak Web 2.0 nin yenilikci anlayisi olan “gucun kullanicilara verilmesi” saglanmalidir. Mesela bir arama yaptiginizda cikan sonuclara puan verilmesi olabilir. Bir cok kullanicidan yuksek puan alan sayfalarin siralamasi da yukseltilebilir ya da bulunduklari alanlar guvenilir kaynak olarak isaretlenebilir. Bunun disinda kullanicilar da cikan sonuclara kendileri tag verebilirler. Sosyal favoriler (social bookmarking) sistemi de arama motorlari tarafindan kullanilabilir, mesela cok sik favorilere eklenen siteler siralamada yukseltilebilir.

Evet umarim internetin gelecegine karsi ongordugum bu kavramlarin hepsi olmasa bile en azindan bir kaci hayat bulur yakinda. Bu yazi genelde arama motorlari hakkinda olsa da asil onemli olan kullanicinin isteklerini “onlar” soylemeden anlayabilmek, kullanici ile ayni dili konusmak, kullaniciya “danismanlik” edebilmek ve gucu kullanicinin ellerine verme kavramlaridir ve bu kavramlarin hepsi bir sekilde herhangi bir internet sayfasinda da uygulanabilir kanimca.

Kategori: internet_

Istanbul’a donus

Temmuz 21, 2006

Uzun bir tatilden sonra bugun dondum tekrar Istanbul’a, bu tatilde gercekten dinlendim ve sanirim biraz buyudum de kafa olarak oyle hissediyorum.
Deniz’le hic birlikte fotografimiz yoktu arsivde yerini alsin istedim bu fotografta, ozliyecegim tek disli canavari.

Ucakta donerken yanima sevecen, icten ama biraz da komik bir kadin oturdu cocuguyla, aramizdaki diyaloglardan secmeceler;

K-Bu sefer fazla kaldirdi galiba siz de farkettiniz mi, daha bir hareketli oldu
M-Bu sefer derken?
K-Yani ben gecen sefer bindigimde boyle degildi
M-Evet hava kosullarina ve pilota gore degisiyor sanirim

K-Simdi biz tekerlegin ustunde mi oturuyoruz
(Ucakta arka orta siranin ortasinda oturuyoruz)
M-Yok genelde tekerlekler yanlarda oluyor

(Hafif bir hava bosluguna girdigimizde)
K-Simdi ben butun bildigim dualari okuycam benim bilmediklerimi de siz okursunuz
M-Peki..

Kadinin kizi soruyor “anne korkuyor musun” diye, kadinin cevabi “hayir yavrum anneler korkmaz” ama bunu derken sesi titriyordu kadincagizin. Neyse kazasiz inince kadin derin bir nefes aldi bir de tovbe etti bir daha binmem diye.

Kategori: kisisel_
Kategori: gezi_

Istanbul’a donus

Temmuz 21, 2006

Uzun bir tatilden sonra bugun dondum tekrar Istanbul’a, bu tatilde gercekten dinlendim ve sanirim biraz buyudum de kafa olarak oyle hissediyorum.
Deniz’le hic birlikte fotografimiz yoktu arsivde yerini alsin istedim bu fotografta, ozliyecegim tek disli canavari.

Ucakta donerken yanima sevecen, icten ama biraz da komik bir kadin oturdu cocuguyla, aramizdaki diyaloglardan secmeceler;

K-Bu sefer fazla kaldirdi galiba siz de farkettiniz mi, daha bir hareketli oldu
M-Bu sefer derken?
K-Yani ben gecen sefer bindigimde boyle degildi
M-Evet hava kosullarina ve pilota gore degisiyor sanirim

K-Simdi biz tekerlegin ustunde mi oturuyoruz
(Ucakta arka orta siranin ortasinda oturuyoruz)
M-Yok genelde tekerlekler yanlarda oluyor

(Hafif bir hava bosluguna girdigimizde)
K-Simdi ben butun bildigim dualari okuycam benim bilmediklerimi de siz okursunuz
M-Peki..

Kadinin kizi soruyor “anne korkuyor musun” diye, kadinin cevabi “hayir yavrum anneler korkmaz” ama bunu derken sesi titriyordu kadincagizin. Neyse kazasiz inince kadin derin bir nefes aldi bir de tovbe etti bir daha binmem diye.

Kategori: kisisel_
Kategori: gezi_